Pardon, biri nöbet mi dedi…?

Alışkanlık oldu, ne zaman bir ara bulsam hemen Facebook’ta arkadaşlar neler paylaşmış bakarım. Çok sevdiğim kader arkadaşlarımdan Elif’in dünyalar tatlısı oğlunun bir kaç gün önce nöbet geçirdiğinin haberini gün içinde almıştım ve çok üzülmüştüm. Babası, Yasir’ in acilde çekilen fotoğrafını paylaşmış grup sayfasında. Yasir’ i o şekilde görünce bir o kadar daha üzüldüm gözlerim doldu. Hem Yasir’ e üzüldüm hem de birden film şeridi gibi kendi yaşadıklarımız geçti gözlerimin önünden…

Bilirim hiç kolay değildir o anları yaşamak, insanın çocuğu nöbet geçirirken ne yapacağını bilememesi… acile koşturması… bilinci kapanmış çocuğunun bir daha kendine gelip gelmeyeceğinden endişe etmesi… ve yapabildiği tek şey Rabbine dua etmektir o an…

İşte bunlar ve benzer düşünceler geçiyordu dünden beri aklımdan ki bir kaç gündür enfeksiyonla mücadele eden Hüseyin Can birden 2-3 saniye de bir nöbet geçirmeye başladı. Arada olurdu bu şekilde nöbet geçirdiği ama en fazla bir kaç dakika sürerdi. Bu gün bitmek bilmedi nöbetleri. Korktum büyük bir nöbet gelecek sandım hemen hastaneyi aradım ve acile gittik. Çoktan beri acile uğramamıştık zaten “zamanı geldi de geçti diye” acı bir espri yapmaktan kendimi alamadım…

Bilinci kapanmıyor şükür artık eskisi gibi Hüseyin Can’ın nöbet geçirirken, saniyelik kasılma-irkilme şeklinde oluyor. Acile girerken nöbet geçiriyor dememle hemşire eline hemen 10 mg’lık makattan uygulanan diazemi aldı. “Bilinci kapalı değil, solunum sorunu yok, nöroloji doktoruna sormadan uygulamayın diazemi isterseniz” dedim. Birazdan gelen nöroloji doktoru acildeki doktoru tebrik etti diazemi hemen uygulamadığı için. Son cümlemde gizli bir ironi var anlaşılmıştır belki…🙂

Nöroloji doktoru hem devam eden nöbetleri durdurmak ve benim de korktuğum muhtemel gelişebilecek daha ağır bir nöbeti engellemek için 100 cc serum içine 5 mg lık diyazemi damardan verilmesi talimatı verdi. Diazem ağır seyreden nöbetlerde sakinleştirici etkisi olduğu için kullanılan ama yan etkileri çok olan bir ilaç. Bu sebepten ne kadar seyrek ve az dozlarda kullanılırsa o kadar iyi. Acile ilk girdiğimizde acil doktorunu uyarmam sayesinde dozun sadece yarısıyla bugünkü krizimizi atlattık bulunmaktayız şükür.

Bu arada Hüseyin Can damar yolu açmaya gelen  hemşire ablalarına dilinin döndüğü kadar iğneden korkmadığını, ağlamadığını, adam olduğunu anlatmaya çalışıyordu🙂

Aynı anlarda nöroloji doktoru bana artan nöbetlerinin enfeksiyonla ilişkili olduğunu diazemden dolayı Hüseyin Can’ın günün kalanında muhtemelen uyuyacağını, merak etmemem gerektiğini anlattı. Ama Hüseyin Can bu… kaideleri bozacak mutlaka… Göz kapakları kapandığı halde uykuya geçmedi hatta uyuyor sandığım bir anda “susunnnn” diye bağırdı gürültü yapanlara🙂

2 saat süren bugünkü acil maceramız da serumun bitmesiyle sonuçlandı… “Mümkünse bir daha görüşmeyelim” demek isterdim oradan ayrılırken… kulakları çınlasın çocuk doktorumuz Dr. Ayşe Tarım’ın söylediği bir veda cümlesidir bu…

Hüseyin Can kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: