“Onlardan” biri, oğlum Hüseyin Can

Hüseyin Can bu fotoğrafta 3 yaşında. Hayatıma büyük mutluluk getiriyor. Düzgün konuşamadığı halde rüyalarını bile biraz söyleyebildiği sözlerle ve biraz da işaretlerle anlatmaya çalışıyor.
Hüsseyin-Can is three on this picture. He brings so much joy into my life. He cannot speak properly but manages to tell us what he dreamed about. Using the word he can say and gestures, he tells us everything he wants.
Hüseyin Can ist auf diesem Photo 3 Jahre alt. Er bringt viel Freude in mein Leben. Obwohl er nicht richtig sprechen kann, schafft er es selbst seine Träume  teilweise mit Wörtern, die er aussprechen kann und teilweise mit Zeichen, zu erzählen.

3 Aralık Dünya Engelliler Günü

3 aralık

3 Aralık tüm dünyada olduğu gibi Türkiye’de de Engelliler Günü olarak anılıyor. Engelliler günü ve mayıs ayındaki engelliler haftasında engellileri eğlendirmek için bir çok etkinlik yapılıyor, bunlarla bizlere “bakın sizi unutmadık” demek istiyorlar herhalde. Bu organizasyonlara katılanlarda genelde hep aynı kişiler ‘körler ve sağırlar birbirini ağırlar’ misali… Oysa bu günler ötekileştirmeden farkındalık yaratmak için kullanılmalı, bizlerin hayatlarından bihaber olanların farkımıza varmaları sağlanmalı… Bunu yapmayı amaç edinmeden yapılan hiç bir organizasyona da artık katılmama kararı aldım. Katılacağım organizasyonlarda olursa genelde protokolde yer alan vali ve belediye başkanlarına düşünce ve sitemlerimi iletmek için olacaktır.

Ayrıca bu günde “engelliler gününüz kutlu olsun” demelerine de sinir oluyorum. Engelliler günü doğum günü, yıl dönümü, anneler günü gibi bir gün değil ki kutlansın… Mesela 4 şubat dünya kanser günü, o gün kanserli hastalara “gününüz kutlu olsun” demeği kim düşünebilir ki?! Kanser hastası olmak nasıl ki istenilmeyecek bir durumsa engelli olmak da bence tercih hakkı olsa istenilmeyecek bir durumdur. İyi niyet takdir edilir ama lütfen empati kurmadan, bilgi edinmeden hareket etmeyin…

Pardon, biri nöbet mi dedi…?

Alışkanlık oldu, ne zaman bir ara bulsam hemen Facebook’ta arkadaşlar neler paylaşmış bakarım. Çok sevdiğim kader arkadaşlarımdan Elif’in dünyalar tatlısı oğlunun bir kaç gün önce nöbet geçirdiğinin haberini gün içinde almıştım ve çok üzülmüştüm. Babası, Yasir’ in acilde çekilen fotoğrafını paylaşmış grup sayfasında. Yasir’ i o şekilde görünce bir o kadar daha üzüldüm gözlerim doldu. Hem Yasir’ e üzüldüm hem de birden film şeridi gibi kendi yaşadıklarımız geçti gözlerimin önünden…

Bilirim hiç kolay değildir o anları yaşamak, insanın çocuğu nöbet geçirirken ne yapacağını bilememesi… acile koşturması… bilinci kapanmış çocuğunun bir daha kendine gelip gelmeyeceğinden endişe etmesi… ve yapabildiği tek şey Rabbine dua etmektir o an…

İşte bunlar ve benzer düşünceler geçiyordu dünden beri aklımdan ki bir kaç gündür enfeksiyonla mücadele eden Hüseyin Can birden 2-3 saniye de bir nöbet geçirmeye başladı. Arada olurdu bu şekilde nöbet geçirdiği ama en fazla bir kaç dakika sürerdi. Bu gün bitmek bilmedi nöbetleri. Korktum büyük bir nöbet gelecek sandım hemen hastaneyi aradım ve acile gittik. Çoktan beri acile uğramamıştık zaten “zamanı geldi de geçti diye” acı bir espri yapmaktan kendimi alamadım…

Bilinci kapanmıyor şükür artık eskisi gibi Hüseyin Can’ın nöbet geçirirken, saniyelik kasılma-irkilme şeklinde oluyor. Acile girerken nöbet geçiriyor dememle hemşire eline hemen 10 mg’lık makattan uygulanan diazemi aldı. “Bilinci kapalı değil, solunum sorunu yok, nöroloji doktoruna sormadan uygulamayın diazemi isterseniz” dedim. Birazdan gelen nöroloji doktoru acildeki doktoru tebrik etti diazemi hemen uygulamadığı için. Son cümlemde gizli bir ironi var anlaşılmıştır belki…🙂

Nöroloji doktoru hem devam eden nöbetleri durdurmak ve benim de korktuğum muhtemel gelişebilecek daha ağır bir nöbeti engellemek için 100 cc serum içine 5 mg lık diyazemi damardan verilmesi talimatı verdi. Diazem ağır seyreden nöbetlerde sakinleştirici etkisi olduğu için kullanılan ama yan etkileri çok olan bir ilaç. Bu sebepten ne kadar seyrek ve az dozlarda kullanılırsa o kadar iyi. Acile ilk girdiğimizde acil doktorunu uyarmam sayesinde dozun sadece yarısıyla bugünkü krizimizi atlattık bulunmaktayız şükür.

Bu arada Hüseyin Can damar yolu açmaya gelen  hemşire ablalarına dilinin döndüğü kadar iğneden korkmadığını, ağlamadığını, adam olduğunu anlatmaya çalışıyordu🙂

Aynı anlarda nöroloji doktoru bana artan nöbetlerinin enfeksiyonla ilişkili olduğunu diazemden dolayı Hüseyin Can’ın günün kalanında muhtemelen uyuyacağını, merak etmemem gerektiğini anlattı. Ama Hüseyin Can bu… kaideleri bozacak mutlaka… Göz kapakları kapandığı halde uykuya geçmedi hatta uyuyor sandığım bir anda “susunnnn” diye bağırdı gürültü yapanlara🙂

2 saat süren bugünkü acil maceramız da serumun bitmesiyle sonuçlandı… “Mümkünse bir daha görüşmeyelim” demek isterdim oradan ayrılırken… kulakları çınlasın çocuk doktorumuz Dr. Ayşe Tarım’ın söylediği bir veda cümlesidir bu…

Hüseyin Can kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Zaman su gibi akıp gidiyor

Zaman su gibi akıp gidiyor derler ya hani… fark etmeden 2 seneden fazla geçmiş ben bloğuma bir ekleme yapmadan. Bundan sonra daha çok vakit ayırmaya çalışacağım buraya…

Aslında anlatacak o kadar çok konumuz oldu ki geçen 2 senede… belki vakit buldukça geriye  zoom yaparız…

Hadi bismillah deyip başlamış olayım bu satırlarla tekrar yazmaya…

Hüseyin Can kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Birden fazla yetersizliği (engeli) olan çocukların eğitimi

Birden fazla engeli olan ve özbakımları (tuvalet eğitimi) olmayan çocuklar genelde devletin özel eğitim okullarına kabul edilmiyorlar. Bazı illerdeki özel özel eğitim okulları bu çocuklara kucak açmış durumda. Engeli çok ağır da olsa bu çocukların bir çoğu okumayı öğrenebilirler. Her engelli çocuğun engeli ve derecesi ne olursa olsun eğitim alma hakkına sahiptir. Çocuğunuzu bu haktan mahrum bırakmayın. Bulunduğunuz ilde böyle bir okul olup olmadığını İl Milli Eğitim Müdürlüklerine veya Rehberlik ve Araştırma Merkezlerine sorun.

Aşağıdaki videolarda birden fazla engeli olan çocukların nasıl eğitim aldığını görebilirsiniz…

10-16 Mayıs Engelliler Haftası

Engellilik insanlığın ortak sorunudur. Bu yüzden Engelliler Haftası yalnız ülkemizde değil Birleşmiş Milletlere üye 156 ülkede aynı zamanda değerlendirilir.

Engelliler Haftası boyunca; engellilik sorunu, engelliliğin önlenmesi ve engellilerin eğitimi konusu üstünde durulur. Radyo ve televizyonda konu ile ilgili programlar yayınlanır. Okullarda her gün ayrı bir engellilik konusu işlenir. Engellileri Koruma Millî Koordinasyonu Kurulu haftanın değerlendirilmesi için aşağıdaki programın uygulanmasını kararlaştırmıştır.

10 Mayıs – Engelliler Haftasının Açılışı
11 Mayıs – Görme Engelliler Günü
12 Mayıs – İşitme ve Konuşma Engellileri Günü
13 Mayıs – Ortopedik Engelliler Günü
14 Mayıs – Zeka ve Ruhsal Özürlüler Günü
15 Mayıs – Güçsüz Yaşlılar ve Korunmaya Muhtaç Çocuklar Günü
16 Mayıs – Engelliler Haftasına Genel Bakış

Toplumumuzu bu denli etkileyen bir sorunun senenin sadece 1 haftasında hatırlanıp sonra unutulması elbette doğru değildir ancak özellikle okullarda çocukları engellilik ve engelliler hakkında bilinçlendirmek adına çok faydalı bir hafta olduğunu düşünüyorum. Çocukları engellilik ve özellikle engelliler hakkında doğru eğittiğimiz takdirde ileride bu soruna daha fazla çözüm bulunacağına inanıyorum.

Ülkemizde engelli olarak yaşamak gerçekten büyük bir sorun. Engelle yaşamak zaten bir sıkıntı teşkil ederken bir de bürokratik engeller bizleri yıldırıyor. Sanki engelli olduğumuz için cezalandırılıyoruz. Oysaki tek istediğimiz diğerlerinin haklarına sahip olmak. Engelimizden dolayı bunlara sahip olmakta sıkıntı çektiğimiz için bize bazı kolaylıklar sağlanması sosyal bir devletin vazifesidir. Sözde sahip olduğumuz hakların uygulanmasını istiyoruz.

Engelliliğin kutlanacak bir durum olduğunu düşünmediğim için kimsenin engelliler haftasını kutlamak istemiyorum. Bu durumla yaşamak için Allah’tan hepimize özellikle sabır ve bize konulan engellerle mücadele etmek için güç diliyorum…

Haberler kategorisinde yayınlandı. Etiketler: , . Leave a Comment »

Anneler Günü

Anneler gününde “canım anneciğim” diyemeyen tüm çocukların annelerinin anneler günü kutlu olsun.

Engelli Çocuklarımız da 23 Nisan Çocuk Bayramlarını Kutladılar

Bedenlerinde ve zihinlerinde her ne kadar engel de olsa her ne kadar zor şartlarda yaşamaya çalışsalar da onlar da çocuklar. Her çocuk gibi onlar da gülüp eğlenmek, oyun oynamak, okula gitmek ve bayramlarını kutlamak istiyorlar.   Onlara imkan verildiği zaman bir çok şeyi başardıklarını görüyoruz.

Sevgi Özel Eğitim Okulunun çocuklarımızla birlikte hazırladığı 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı gösterisini büyük bir keyifle izledik. Çocuklarımız bir şeyi başarmış olmanın hazını yaşarken biz ebeveynler de onları izlerken duygulu anlar yaşadık.  Bu gösteriyi hazırlamakta emeği geçen herkese tekrar teşekkür ediyoruz.

Kader böyle yazmış yazgımızı
Beraber paylaştık yalnızlığımızı
Umutla bekliyoruz yarınlarımızı
Bedenimiz de olsa da engelimiz
Biz de kutluyoruz bayramımızı…