Yoksullarla Dayanışma Haftası

12-18 Aralık 2009 tarihleri arasındaki hafta Yoksullarla Dayanışma Haftasıdır. Ülkemizde yardımlaşmayı teşvik etmek, yoksulluğu yok etmek için yollar aramak ve yoksul insanları durumlarından kurtarıp üretken hale gelmelerini sağlamak için çözümler geliştirmek amacıyla T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı Yoksullara Yardım ve Eğitim Vakfı (YOYAV) koordinatörlüğünde bu hafta içinde değişik etkinlikler düzenlenir.

Türk ve İslam kültüründe yardımlaşma her zaman teşvik edilmiştir. Bizler kültürümüzü yaşatabilsek ve en önemlisi dinimizin gereğini tam olarak yerine getirmiş olsak hiç bir hasta, yaşlı ve kimsesiz mağdur durumda kalmaz. Maalesef günümüz kalabalık şehir hayatında ve hayat koşuşturmacasında çok kişi yan komşusunun bile yardıma ihtiyacı olduğunu fark edemeyebiliyor. Bir süre önce açlıktan evinde ölen gazimizin haberini belki okuyanınız olmuştur. Bu haber beni çok üzmüştü.

Yoksul değilken yoksul duruma düşen insanlar çok görüyoruz ya da duyuyoruz. Gençliğinde sosyal güvencesi olmadan çalıştığı için yaşlanınca ve çalışamayacak duruma gelince yoksullaşan insanlar ve ya geçirdiği bir kaza sonucu çalışma gücünü kaybettiği için yoksullaşan insanlara rastlayabiliyoruz. Ayrıca kendisi engelli olduğu için çalışamayanlar ve ya bakmakla yükümlü olduğu engelli çocuğu ya da büyükleri yüzünden çalışamayan insanlar da yoksulluğun pençesine düşebiliyorlar. Bu insanların engelliliği veya hastalığı yüzünden artan sağlık giderleri de onları zor durumda bırakıyor.

Bir çok kurum, kuruluş, hayırsever vatandaşlar ve belediyeler artık ihtiyaç sahiplerine gerek maddi, gerekse yiyecek, giyecek, eşya ve eğitim için yardımda bulunuyorlar. Yardıma ihtiyacı olan kişiler doğru yerlere müracaat ettikleri taktirde kimsenin sokakta dilenmesine gerek kalmadığını düşünüyorum. Sokakta dilenen kişilerin ne denli yardıma ihtiyacı olduğu şüpheli. Bana kalırsa yapacağımız yardımları şahsen kendimizin veya çevremizdeki insanların tanıdığı yardıma muhtaç kişilere yapmamız gerekiyor.

Yoksulluğu sadece ekonomik yönden düşünülmesi yanlış olduğu gibi her insanın zenginliği de farklıdır. Maddi zenginliği olan parasal yardım yapabilir. Genç olanlar yaşlılara işlerinde yardımcı olabilirler. Eğitimli insanlar bilgiden yoksun olanlara bilgileriyle yardım edebilirler. Boş zamanı çok olanlar da hayır kurumlarında gönüllü çalışarak yardımda bulunabilirler…..

İslamiyet yoksulları çok gözetmiş ve bazı uygulamalar getirmiştir.  Zekat ve fitre, sadaka ve kesilen kurban etlerinin ihtiyaç sahiblerine dağıtılması maddi durumu iyi olan tüm müslümanlara emredilmiştir.

Yardımlaşmayla ilgili birkaç hadis:

Resulullah (sav) buyurdular ki: “Müslüman müslümanın kardeşidir. Ona zulmetmez, onu tehlikede yalnız bırakmaz. Kim, kardeşinin ihtiyacını görürse Allah da onun ihtiyacını görür. Kim bir müslümanı bir sıkıntıdan kurtarırsa, Allah da o sebeple onu Kıyamet gününün sıkıntısından kurtarır. Kim bir müslümanı örterse, Allah da onu kıyamet günü örter.”

Resulullah (sav) buyurdular ki: “Kardeşine zalim de olsa mazlum da olsa yardım et” “Mazlumsa yardım ederim, zalim nasıl yardım ederim?” diye sorulmuştu. “Onu zulümden alıkoyarsın, bu da ona yardımdır” buyurdu.

Resulullah (sav) buyurdular: “Bir genç, ihtiyar bir kimseye yaşı sebebiyle ikramda bulunursa, Allah yaşlılığında ona ikram edecek kimseleri mutlaka takdir eder.”

ALLAH HİÇ BİRİMİZİ MUHTAÇ DURUMA DÜŞÜRMESİN İNŞALLAH….

2-18 Aralık 2009 tarihleri arasındaki hafta Yoksullarla Dayanışma Haftasıdır. Ülkemizde yardımlaşmayı teşfif etmek, yoksulluğu yok etmek için yollar aramak ve yoksul insanları durumlarından kurtarıp üretken hale gelmelerini sağlamak için çözümler geliştirmek amacıyla T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı Yoksullara Yardım ve Eğitim Vakfı (YOYAV) koordinatörlüğünde bu hafta içinde değişik etkinlikler düzenlenir.


Türk ve İslam kültüründe yardımlaşma her zaman teşvik edilmiştir. Bizler kültürümüzü yaşatabilsek ve en önemlisi dinimizin gereğini tam olarak yerine getirmiş olsak hiç bir hasta, yaşlı ve kimsesiz mağdur durumda kalmaz. Maalesef günümüz kalabalık şehir hayatında ve hayat koşuşturmacasında çok kişi yan komşusunun bile yardıma ihtiyacı olduğunu fark edemeyebiliyor. Bir süre önce açlıktan evinde ölen gazimizin haberini belki okuyanınız olmuştur. Bu haber beni çok üzmüştü.


Yoksul değilken yoksul duruma düşen insanlar çok görüyoruz ya da duyuyoruz. Gençliğinde sosyal güvencesi olmadan çalıştığı için yaşlanınca ve çalışamayacak duruma gelince yoksullaşan insanlar ve ya geçirdiği bir kaza sonucu çalışma gücünü kaybettiği için yoksullaşan insanlara rastlayabiliyoruz. Ayrıca kendisi engelli olduğu için çalışamayanlar ve ya bakmakla yükümlü olduğu engelli çocuğu ya da büyükleri yüzünden çalışamayan insanlar da yoksulluğun pençesine düşebiliyorlar. Bu insanların engelliliği ve ya hastalığı yüzünden artan sağlık giderleri de onları zor durumda bırakıyor.


Bir çok kurum, kuruluş, hayırsever vatandaşlar ve belediyeler artık ihtiyaç sahiplerine gerek maddi, gerek se yiyecek, giyecek, eşya ve eğitim için yardımda bulunuyorlar. Yardıma ihtiyacı olan kişiler doğru yerlere müracaat ettikleri taktirde kimsenin sokakta dilenmesine gerek kalmadığını düşünüyorum. Sokakta dilenen kişilerin ne denli yardıma ihtiyacı olduğu şüpheli. Bana kalırsa yapacağımız yardımları şahsen kendimizin veya çevremizdeki insanların tanıdığı yardıma muhtaç kişilere yapmamız gerekiyor.


Yoksulluğun sadece ekonomik yönden düşünülmesi yanlış olduğu gibi her insanın zenginliği de farklıdır. Maddi zenginliği olan parasal yardım yapabilir. Genç olanlar yaşlılara işlerinde yardımcı olabilirler. Eğitimli insanlar bilgiden yoksun olanlara bilgileriyle yardım edebilirler. Boş zamanı çok olanlarda hayır kurumlarında gönüllü çalışarak yardımda bulunabilirler…..


Yardımlaşmayla ilgili birkaç hadis:


Resulullah (sav) buyurdular ki: “Müslüman müslümanın kardeşidir. Ona zulmetmez, onu tehlikede yalnız bırakmaz. Kim, kardeşinin ihtiyacını görürse Allah da onun ihtiyacını görür. Kim bir müslümanı bir sıkıntıdan kurtarırsa, Allah da o sebeple onu Kıyamet gününün sıkıntısından kurtarır. Kim bir müslümanı örterse, Allah da onu kıyamet günü örter.”


Resulullah (sav) buyurdular ki: “Kardeşine zalim de olsa mazlum da olsa yardım et” “Mazlumsa yardım ederim, zalim nasıl yardım ederim?” diye sorulmuştu. “Onu zulümden alıkoyarsın, bu da ona yardımdır” buyurdu.

Resulullah (sav) buyurdular: “Bir genç, ihtiyar bir kimseye yaşı sebebiyle ikramda bulunursa, Allah yaşlılığında ona ikram edecek kimseleri mutlaka takdir eder.”


ALLAH HİÇ BİRİMİZİ MUHTAÇ DURUMA DÜŞÜRMESİN İNŞALLAH….

Alo 183 Aile, Kadın, Çocuk ve Özürlü Sosyal Hizmet Danışma Hattı

Alo 183 Kadın ve Aileden Sorumlu Devlet Bakanlığı bünyesinde çalışan bir Çağrı Merkezidir. Haftanın 7 günü 24 saat hizmet vermektedir. Aile, Kadın, Çocuk ve Özürlüyle ilgili ihmal ve istismar olaylarına anında müdahale etmek; gerekli durumlarda psikolojik, sosyal ve yasal işlemlerin başlatılmasını sağlamak, kamuoyunu bu konularda duyarlı hale getirmek amacı ile kurulmuştur.

Alo 183 Sosyal Danışma Hattının Hizmetleri

İhbarlar:

Kadın, Çocuk, Yaşlı ve Özürlüyle ilgili ihmal ve istismar olaylarında ihbarları alır. Acil müdahale gereken durumlarda, çağrının geldiği ildeki Emniyet, Jandarma ve İl Sosyal Hizmetler Müdürlüklerin Acil Müdahale Ekipleriyle irtibata geçer.

Rehberlik Hizmetleri:

Kadınların hukuki ve psikolojik konularda başvuracakları toplum merkezleri ve aile danışma merkezlerin çalışmaları hakkında bilgi verir ve ihtiyaç duymaları halinde müracaat edebilecekleri adres ve telefonları iletir. Kadınların ihtiyaç duymaları halinde İl Sosyal Hizmetler Müdürlükleri bünyesindeki kadın konuk evlerine yönlendirir.

Yaşlılar için yapılan müracaatlarda İl Sosyal Hizmetler Müdürlüklerine bağlı huzur evlerinin kabul şartları, ücretli ve ücretsiz bakım hakkında bilgi verilir. Ayrıca diğer kamu ve özel yaşlı bakım evleri hakkında bilgilendirir ve gerekli adres ve telefon bilgilerini verir.

Gönüllü olarak çalışmak isteyen vatandaşları talepleri doğrultusunda çocuk yuvaları, yetiştirme yurtları ve huzur evlerine yönlendirir. Ayni bağışlar için kuruluş adres ve telefonlarını iletmekte.

Bu Çifte Bayıldım

Geçen hafta sonu, eltimin oğlan kardeşinin düğünü vardı. Eltimin ailesi, İnegöl’e bağlı Cerrah Beldesinde yaşıyor. Hava yağışlı olduğu için, düğüne gidememiştik. Hüseyin Can’ın tekerlekli sandalyesini kullanırken, ben şemsiye tutamıyorum. O yüzden, yağmurlu havada, ya ıslanmayı göze almamız gerekiyor, ya da çok önemli bir işimiz yoksa, böyle bir durumda dışarı çıkmıyoruz.

Dün Bursa’da bir işim vardı. Hüseyin Can’ı abisi Caner’e bıraktım ve sabah erkenden Eskişehir’den Bursa’ya gittim. İşimi hallettikten sonra, dönüşte Cerrah’a uğramaya karar verdim. İnegöl’e geldiğimde, kıl payı Cerrah arabasını kaçırmışım. Oda ancak bir saat sonra tekrar gelecekmiş.

Ben durakta beklerken, yanıma yaşlı bir çift geldi. Adamın gözlerinin görmediğini hemen anladım. Eşi elinden tutup, yardımcı oluyordu. Onlar Çeltikçi Köyüne gideceklermiş. Çentikçi Köyü Cerrah Beldesinden önce geliyor. Yani onlarda benim bineceğim arabayı bekliyorlardı.

Yaşlı çiftle tanıştık ve güzel bir sohbetimiz oldu. Kadının ismi Hasibe, adamın ismi de Hasan’mış. Hasan amca dokuz sene önce bir rahatsızlık sonucu, görme yeteneğini kaybetmiş. “Eşim benim elim kolum” diyor. Hasan amca bazen Hasibe teyzeyi evin içinde aradığı zaman, Hasibe teyze sesini çıkarmazmış, Hasan amca onu bulamasın diye. “Siz nereye gidiyorsunuz?” diye sorduğumda, Hasibe teyze bana “balayına gidiyoruz” dedi. Çeltikçi Köyünde yaşayan kızlarını ziyarete gidiyorlarmış. Orda iki hafta kadar kalacaklarmış. Espri olsun diye, herkese böyle söylüyorlarmış.

hasibe-teyze-ve-hasan-amca1Böyle güzel yürekli, birbirine böyle ilgi gösteren, ilerleyen yaşlarına ve birinin engeline rağmen, hayattan zevk alan insanlara her zaman rastlanmıyor. Bu tatlı çiftin sohbetine doyamadım. Birbirimizin telefon numaralarımızı aldık. Umarım yine karşılaşırız.

Takip Et

Get every new post delivered to your Inbox.