Yine Hastanelik Olduk

Hüseyin Can’ın yutma sorunu olduğu için, düzgün yemek yiyemiyor. Bu sebepten de kilosu çok düşük. Bunu düzeltmeyi bir türlü başaramadık.

Bu gün Osmangazi Üniversitesi Tıp Fakültesi Metabolizma bölümünde randevumuz vardı. Doktorumuz, Hüseyin Can’ı bir süreliğine takip etmek istediğini söyledi. Eğer gerekirse, farklı yöntemlere başvuracakmış. Bir müddet hastanede yatacağız.

Yazılarıma, bu yüzden bir süreliğine ara veriyorum.

Hüseyin Can kategorisinde yayınlandı. Etiketler: , , , . » yorum bırak;

Bu Çifte Bayıldım

Geçen hafta sonu, eltimin oğlan kardeşinin düğünü vardı. Eltimin ailesi, İnegöl’e bağlı Cerrah Beldesinde yaşıyor. Hava yağışlı olduğu için, düğüne gidememiştik. Hüseyin Can’ın tekerlekli sandalyesini kullanırken, ben şemsiye tutamıyorum. O yüzden, yağmurlu havada, ya ıslanmayı göze almamız gerekiyor, ya da çok önemli bir işimiz yoksa, böyle bir durumda dışarı çıkmıyoruz.

Dün Bursa’da bir işim vardı. Hüseyin Can’ı abisi Caner’e bıraktım ve sabah erkenden Eskişehir’den Bursa’ya gittim. İşimi hallettikten sonra, dönüşte Cerrah’a uğramaya karar verdim. İnegöl’e geldiğimde, kıl payı Cerrah arabasını kaçırmışım. Oda ancak bir saat sonra tekrar gelecekmiş.

Ben durakta beklerken, yanıma yaşlı bir çift geldi. Adamın gözlerinin görmediğini hemen anladım. Eşi elinden tutup, yardımcı oluyordu. Onlar Çeltikçi Köyüne gideceklermiş. Çentikçi Köyü Cerrah Beldesinden önce geliyor. Yani onlarda benim bineceğim arabayı bekliyorlardı.

Yaşlı çiftle tanıştık ve güzel bir sohbetimiz oldu. Kadının ismi Hasibe, adamın ismi de Hasan’mış. Hasan amca dokuz sene önce bir rahatsızlık sonucu, görme yeteneğini kaybetmiş. “Eşim benim elim kolum” diyor. Hasan amca bazen Hasibe teyzeyi evin içinde aradığı zaman, Hasibe teyze sesini çıkarmazmış, Hasan amca onu bulamasın diye. “Siz nereye gidiyorsunuz?” diye sorduğumda, Hasibe teyze bana “balayına gidiyoruz” dedi. Çeltikçi Köyünde yaşayan kızlarını ziyarete gidiyorlarmış. Orda iki hafta kadar kalacaklarmış. Espri olsun diye, herkese böyle söylüyorlarmış.

hasibe-teyze-ve-hasan-amca1Böyle güzel yürekli, birbirine böyle ilgi gösteren, ilerleyen yaşlarına ve birinin engeline rağmen, hayattan zevk alan insanlara her zaman rastlanmıyor. Bu tatlı çiftin sohbetine doyamadım. Birbirimizin telefon numaralarımızı aldık. Umarım yine karşılaşırız.

Dr. Ayten Bozkaya Spastik Çocuklar Hastanesi ve Rehabilitasyon Merkezi

dr-ayten-bozkaya-hastanesiBursa’da faaliyet gösteren Dr. Ayten Bozkaya Spastik Çocuklar Hastanesi ve Rehabilitasyon Merkezi, Türkiye’nin Sağlık Bakanlığına bağlı tek Spastik Çocuklar Hastanesidir.

Merhum Dr. Ayten BOZKAYA tarafından, spastik çocuklar için rehabilitasyon merkezi yapılması için Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakfına bağışlanan arsaya, 1994 yılında inşaat başlamış ve 1996 yılında tamamlanmıştır. 1997 yılında hastane olarak hizmete açılmıştır. Gelen hastaların yoğunluğundan dolayı yetersiz kalan hastaneye 2004 senesinde ek bina inşa edilmiştir.

(Dr. Ayten BOZKAYA ayrıca Hastane arazisine komşu iki arsayı da bağışlamış ve bunlara bir Anaokulu ve İlköğretim Okulu yapılmıştır. Dr. Ayten BOZKAYA’yı örnek davranışlarından dolayı, her zaman minnetle anacağız.)

Dr. Ayten Bozkaya Spastik Çocuklar Hastanesi ve Rehabilitasyon Merkezi, Serebral Palsili çocuklar için yatarak ve ayaktan, diğer engelli çocuklar için ise ayaktan tedavi bölümleri içeren rehabilitasyon hizmeti ve bulunduğu bölge halkına da poliklinik hizmeti vermektedir.

Hastanede

• Acil
• Yetişkin ve Çocuk olmak üzere 2 Fizik Tedavi Polikliniği
• Sağlıklı ve Engelli olmak üzere 2 Çocuk Polikliniği
• Nöroloji Polikliniği
• Kadın Doğum Polikliniği
• Psikoloji Uzmanı
• Beslenme Uzmanı
• 5 Fizyoterapist
• 2 Özel Gelişim Uzmanı
• Grup Eğitimi Öğretmeni
• Yüzme Havuzu
• Elektrik Stimülasyon Cihaz (kasları güçlendirmek için kullanılır) Odası
• EEG
• ENMG
• Laboratuar
• Röntgen bölümleri ve uzmanları hizmet vermektedir.

Hastane Polikliniklerinde engelli çocuklara öncelikli olarak bakılmaktadır.

Ayrıca 54 yataklı serviste, engelli çocuklar yatılı olarak tedavi edilmektedirler. Burada Bursa ili, ilçeleri ve diğer tüm şehirlerden hastalar, yatış yapmaktadırlar.

Serebral Palsi tanısı konulan çocukların yanı sıra, Down Sendromu, Otizm, Hiperaktivite, Sipina Bifida, Kas Hastalığı ve diğer bedensel ve zihinsel engelli çocuklar, burada takip edilmektedir. Bunların dışında, doğduktan sonra gelişmelerinde anormallik gözlenen ve nörolojik rahatsızlıklardan şüphelenen çocuklar, bu hastaneye sevk edilmekte ve incelenmektedir.

Yatılı serviste çocuklar anneleriyle birlikte, ortalama üç ay süren, uzun bir rehabilitasyon döneni geçirmektedirler. Anne ve çocuğun, bu uzun dönemi en rahat şekilde geçirebilmeleri için, bu servis ev ortamını aratmayacak şekilde tasarlanmıştır. Yerlerin tamamı halı kaplıdır. Banyo ve tuvalet odaların bir bölümüne yapılmıştır. Her odada iki anne ve iki çocuk için yatak mevcuttur. Ayrıca dolap, televizyon, buzdolabı ve telefon vardır. Bunun yanı sıra yeme güçlüğü olan çocuklara özel yemek pişirmek ve bebeklerin mamalarını hazırlamak için bir de ortak kullanılan mutfak vardır.

Bu bölümde yatan çocuklar, yoğun fizik tedavi ve eğitim aldıkları için, çok önemli gelişmeler sağlanmaktadır. Annelerde, hastanede yattıkları sürece, tedaviye dahil edilmektedirler.

Hastanede tedavi süresinin uzun sürmesi ve yatak sayısının az olması sebebiyle, bir seneye varan bir bekleme süresi vardır. Sadece ortopedik ameliyat sonrası, yoğun fizik tedavi görmesi gereken hastalar, bekletmeden hastaneye yatırılmaktadırlar.

Hastaneye, çevre ilçelerden, belediyelerin tahsis ettiği otobüslerle, belli günlerde ayaktan tedavi olan hastalar gelmektedir. Bursa’nın değişik semtlerinden, yine haftanın belli günlerinde, belediyenin servisleri, hastaları Hastaneye getirmektedir.

Hastane tedavi ve rehabilitasyon dışında, kamuoyunu bilinçlendirme adına çalışmalar yapmaktadır. Özre yol açan nedenler, özürlülük nasıl engellenir, kalıtımın rolü, gebelikteki riskler, beslenme bozukluğu, özürlü tanısı konmuş hastalar nasıl tedavi edilir gibi konularda, aydınlatıcı bilgiler verir. Ailelere ve çocuklarına psikolojik destek sağlar. Aile eğitimi ve danışmanlığı hizmeti sunar. Sivil Toplum Örgütleri ve ilgili kurumlarla iş birliği yapar. Sosyal Etkinlikler düzenler. Özürlülerle ilgili araştırma yapar. Bu konularla ilgili eğitim, seminer ve kongrelere katılır.

Dr. Ayten Bozkaya Spastik Çocuklar Hastanesi ve Rehabilitasyon Merkezi

Adres: Altınova mah. Ali Galip Yaldız cd. Osmangazi/BURSA

Tel: 0224 216 00 66
Fax: 0224 216 00 70

Şehirlerarası Kara Ulaşımında Çocuk ve Engelliye İndirim

Şehirlerarası Kara Ulaşımında Çocuk ve Engelliye indirim – gerçekten var mı?

Karayolları Taşıma Yönetmeliğinde yapılan 6. değişiklik, 19 Kasım 2006 tarihinde 26351 sayılı resmi gazetede yayınlanarak, yürürlüğe girmiştir.

Bu Yönetmeliğin 48. maddesinin h ve ı şıklarında aynen şöyle belirtilmiştir:

h) 6 yaşın altında olan çocuklar yolcu bileti düzenlenmeksizin kucakta seyahat edebilirler. Bunlar için ayrı koltuk talep edilmesi halinde, bilet ücreti %50 indirimli düzenlenir.

ı) 6 yaş ve üzeri tüm yolcuların ayrı koltukta seyahat etmesi zorunlu olup, 6-12 yaş arası çocuklar ile yaş şartı aranmaksızın özürlüler için bilet ücreti % 50 indirimli düzenlenir.

Bu yönetmeliğe göre, şehirlerarası karayollarında seyahat eden, yaşları kaç olursa olsun, özürlülük derecesi %40′ın üzerinde olan, tüm yolculara, bilet fiyatında %50 indirim düzenlenmesi gerekir.

Ancak, bir çok yönetmelikte olduğu gibi, bu konuda da uygulamada sıkıntılar var. Biz Hüseyin Can’la sık sık Bursa Eskişehir arası seyahat ediyoruz. Şimdiye kadar bilet aldığımız otobüs şirketlerinden, bir şirket hariç, ya %50 indirim alamadık, yada “özürlü ve çocuk kontenjanımız dolmuştur” diyerek, hiç indirim yapmamışlardır. Özellikle, yoğunluk yaşanan tatil ve bayram dönemlerinde, indirimden yararlanmak mümkün değil.

Dün Bursa dönüşü, yine aynı problemi yaşayınca, bu konuyu biraz daha araştırmaya karar verdim. Şikayetimi T.C. Ulaştırma Bakanlığı Kara Ulaştırması Bölge Müdürlüğüne iletmem gerektiğini öğrendim.

Bu sabah orasını arayıp, yetkili kişiyle görüştüm. Bu konuda çok şikayet aldıklarını öğrendim. Şikayet edilen Firmalardan savunma yapmaları isteniyormuş. Firmalar, ya “hiç boş koltuğumuz yoktu”, yada “yolcu engel durumunu gösteren belgeyi gösteremedi” gibi mazeretler öne sürüyorlarmış. Bu gerekçeler doğru olmasa bile, yolcu haklı olduğunu ispatlayamadığı için, şehirlerarası yolcu taşımacılığı yapan şirketlere, bu konuda yaptırım uygulanamıyormuş.

T.C. Ulaştırma Bakanlığının, bu konunun üzerine gitmesini, gerekirse bu sorunları araştırması için müfettiş görevlendirmesini rica ediyorum.

Böyle sorunla karşılaşan yolcular, lütfen şikayetlerini yapsınlar. Şikayetlerinizi yapacağınız Kara Ulaştırma Bölge Müdürlüklerinin telefon numaralarına, Şehirlerarası Otobüs Terminallerindeki Zabıtadan alabilirsiniz. Yada buradan ulaşabilirler.

Haberler, Hüseyin Can kategorisinde yayınlandı. Etiketler: , , , , , , . » yorum bırak;

Sürünüyoruz

Büyük oğullarım, akranlarına göre, erken yaşta olgunlaştılar. Çok parlak bir hayatımız olmamasına rağmen, onlar da elimizdekiler için şükretmeyi biliyorlar. Hayata başka bir gözle bakmayı becerebiliyorlar.

Büyük oğlum İlker 20 yaşında, ortanca oğlum Caner de 18 yaşını doldurdu. Onlarla, hayata dair, çok güzel sohbetlerimiz oluyor. Bu sabah Caner’le sohbet ederken, bana ilginç bir konudan bahsetti. Bunu sizlerle paylaşmak istedim.

Daha önce bahsetmiştim, biz aslen Bursalıyız. Bu yüzden okul tatilini fırsat bilip, geçen haftayı, Bursa’da ailemizin yanında geçirdik. Caner’in Bursa’da birçok arkadaşı var. Onlarla da görüşme fırsatı buldu. Caner karşılaştığı arkadaşlarıyla, ilk diyaloglarının genelde söyle geçtiğini anlattı:

- Aaa, merhaba Caner, hoş geldin! Nasılsın bakalım?
- Şükür, iyiyim aga (Bursa’da arkadaş için kullanılan argo bir kelime). Sen nasılsın?
- Eh! Nasıl olayım aga? Sürünüyoruz işte.

Caner; bunları bana anlattıktan sonra, söyle devam etti:
“Anne, arkadaşlarım ne dediklerinin farkında değiller. Ağız alışkanlığı olmuş, hep şikayet ediyorlar. Ülkemizde savaş ve açlık yok. Arkadaşlarımın sağlıkları da yerinde. Hepsi daha çok gençler. Önlerinde daha koca bir hayat var. Oysa gerçekten zor durumda olan bir sürü insan var. Dünyanın bir tarafında savaşlar, bir tarafında açlık var. Medyada bunları sık sık görüyoruz. Neden bunların farkına varıp da, hallerine şükretmiyorlar anlamıyorum.”

Bu sözlerin yorumunu sizlere bırakıyorum. Caner’in sözlerine ekleyeceğim, hiçbir sözüm yok.

Caner ve Hüseyin Can

caner-ve-huso

Hüseyin Can kategorisinde yayınlandı. Etiketler: , , , . » yorum bırak;

Sen Hiç Düşündün mü?

Sen gözlerinle işitmenin, ellerinle konuşmanın nasıl olduğunu hiç düşündün mü? Büşra 13 yaşında, işitme engelli. Kulakları duymadığı için, gözlerinle dudakları okumaya ve el işaretlerini anlamaya çalışıyor. Ağzıyla anlatamadıklarını, elleriyle yaptığı işaretlerle anlatmaya çalışıyor. Sen Büşra’ya, kuşların ötüşünü, akan suyun sesini, bir bebeğin ağlama sesini, duyduğun zaman içinden dans etmek gelen melodileri anlatabilir misin?

Sen teninle görmenin nasıl olduğunu hiç düşündün mü? Metin 15 yaşında, görme engelli. Gözleri görmediği için, parmak uçlarıyla dokunduğu her şeyin şeklini hayal etmeye çalışıyor. Sen Metin’e çiçekleri, okyanusu, pırlantaları, hayvanları, sevdiği insanların görünüşünü anlatabilir misin? Gitmek istediği yere, onu elinden tutup, götürebilir misin?

Sen bu dünyayı algılamadan yaşamanın nasıl olduğunu hiç düşündün mü? Orhan 9 yaşında, otistik bir çocuk. Kendi dünyasında yaşıyor. Gerçek hayatı ve etrafındaki insanları algılayamıyor. İnsanlarla iletişimi yok. Sen Orhan’a sesini duyurup, sana bakmasını sağlayabilir misin?

Sen farklı bir ırktan görünmenin nasıl olduğunu hiç düşündün mü? Rabia 8 yaşında, down sendromlu bir çocuk. Genlerinde bir kromozom fazla diye, dünyanın neresinde olursa olsun, down sendromlu çocuklar bir birlerine benziyorlar. Genelde, fiziksel ve zihinsel olarak geç gelişiyorlar. Sen Rabia’ya neden anne ve babasına benzemediğini açıklayabilir misin?

Sen ayaklarının yerine, tekerlek kullanmanın nasıl olduğunu hiç düşündün mü? İbrahim 11 yaşında, ortopedik engelli. Belinden aşağısını hissetmiyor. Bu yüzden yürüyemiyor. Tekerlekli sandalye yardımıyla gitmek istediği yerlere ulaşmaya çalışıyor. Önüne birçok engel çıkıyor. Sen İbrahim’e kaldırıma çıkmak için, asansör bulunmayan binalarda üst kata çıkmak için, otobüse binmek için yardımcı olabilir misin?

Sen gereğinden fazla enerjini nereye kullanacağını şaşırmanın nasıl olduğunu hiç düşündün mü? Mustafa 12 yaşında, hiperaktif bir çocuk. O kadar çok enerjisi var ki, bunu nereye kullanacağını bilemiyor. Yerinde oturamıyor, her şeyi karıştırıyor, hareket etmeden ayakta duramıyor, sürekli dolanıyor, geceleri uyuyamıyor. Sen Mustafa’nın enerjisini alabilir misin?

Sen istediğin halde, kaslarına söz geçirememenin nasıl olduğunu hiç düşündün mü? Hüseyin Can 10 yaşında spastik bir çocuk. Yürüyemiyor, konuşamıyor, ellerini düzgün kullanamıyor, yutmakta zorlanıyor, düştüğü zaman kalkamıyor. Sen Hüseyin Can’a yürümeyi, konuşmayı, kalem tutmasını ve yemek yemesini öğretebilir misin?

Sen çevrende olup biteni anlayamamanın nasıl olduğunu hiç düşündün mü? Selçuk 14 yaşında, zihinsel engelli. Ne gelden anlıyor, ne de gitten. Okuma yazma bilmiyor. Kendisine söyleneni yapmıyor. Kendi istediklerini başkalarına nasıl anlatacağını bilmiyor. Sen Selçuk’a akıl verebilir misin?

Tüm bu çocuklar engellerinden dolayı diğer çocuklarla birlikte zaman geçiremiyorlar. Çocuklar oyun oynarken, onlar uzaktan seyrediyorlar. Konuşmayı becerebilenler sözlerle, konuşamayanlar, elleriyle, gözleriyle veya vücut dilleriyle annelerine yalvarıyorlar “beni de oraya götür, ben de onlarla oynayacağım” diye. Sen engelli çocuklara, diğer çocukların onlarla neden oynamak istemediğini açıklayabilir misin?

Sen işitme engelliye sesleri anlatamazsın. Görme engelliye renkleri tarif edemezsin. Otistik çocuğun seni fark etmesini sağlayamazsın. Down sendromlu çocuğun görünümünü açıklayamazsın. Ortopedik engellinin ayakları olamazsın. Hiperaktif bir çocuğu durduramazsın. Spastik bir çocuğun ihtiyaçlarını karşılayamazsın. Zihinsel engelliye akıl veremezsin.

Onlar bunları senden zaten istemiyorlar. Onlar acıyarak bakan gözler de istemiyorlar. Onların ihtiyaçlarını karşılayan aileleri var. Onlar senden sevgi ve duyarlılık istiyorlar. Dışlanmamak istiyorlar. Onlarla yolda karşılaşınca, yolunu değiştirmemeni istiyorlar. Diğer çocuklarla birlikte olmak istiyorlar. Bir tebessüm, bir merhaba, onlara verebileceğin en büyük hediye. O zaman fark edeceksin ki, onların da sana verebileceği birçok şey var.

Engellilerin ayrı dünyaları yok. BU DÜNYA HEPİMİZİN.

© Özlem Yıldırım