“Onlardan” biri, oğlum Hüseyin Can

Hüseyin Can bu fotoğrafta 3 yaşında. Hayatıma büyük mutluluk getiriyor. Düzgün konuşamadığı halde rüyalarını bile biraz söyleyebildiği sözlerle ve biraz da işaretlerle anlatmaya çalışıyor.
Hüsseyin-Can is three on this picture. He brings so much joy into my life. He cannot speak properly but manages to tell us what he dreamed about. Using the word he can say and gestures, he tells us everything he wants.
Hüseyin Can ist auf diesem Photo 3 Jahre alt. Er bringt viel Freude in mein Leben. Obwohl er nicht richtig sprechen kann, schafft er es selbst seine Träume  teilweise mit Wörtern, die er aussprechen kann und teilweise mit Zeichen, zu erzählen.

Deutsche Artikel, English posts, Hüseyin Can kategorisinde yayınlandı. Etiketler: , . 22 Yorum »

Birden fazla yetersizliği (engeli) olan çocukların eğitimi

Birden fazla engeli olan ve özbakımları (tuvalet eğitimi) olmayan çocuklar genelde devletin Özel Eğitim Okullarına kabul edilmiyorlar. Bazı illerdeki özel Özel Eğitim Okulları bu çocuklara kucak açmış durumda. Engeli çok ağır da olsa bu çocuklar bir çoğu okumayı öğreniyorlar. Aşağıdaki videolarda bu çocukların nasıl eğitim aldıklarını göstermeye çalıştım.

Her engelli çocuğun engeli ve derecesi ne olursa olsun eğitim alma hakkına sahiptir. Çocuğunuzu bu haktan mahrum bırakmayın. Bulunduğunuz ilde böyle bir okul olup olmadığını İl Milli Eğitim Müdürlüklerine veya Rehberlik ve Araştırma Merkezlerine sorun.

10-16 Mayıs Engelliler Haftası

Engellilik insanlığın ortak sorunudur. Bu yüzden Engelliler Haftası yalnız ülkemizde değil Birleşmiş Milletlere üye 156 ülkede aynı zamanda değerlendirilir.

Engelliler Haftası boyunca; engellilik sorunu, engelliliğin önlenmesi ve engellilerin eğitimi konusu üstünde durulur. Radyo ve televizyonda konu ile ilgili programlar yayınlanır. Okullarda her gün ayrı bir engellilik konusu işlenir. Engellileri Koruma Millî Koordinasyonu Kurulu haftanın değerlendirilmesi için aşağıdaki programın uygulanmasını kararlaştırmıştır.

10 Mayıs – Engelliler Haftasının Açılışı
11 Mayıs – Görme Engelliler Günü
12 Mayıs – İşitme ve Konuşma Engellileri Günü
13 Mayıs – Ortopedik Engelliler Günü
14 Mayıs – Zeka ve Ruhsal Özürlüler Günü
15 Mayıs – Güçsüz Yaşlılar ve Korunmaya Muhtaç Çocuklar Günü
16 Mayıs – Engelliler Haftasına Genel Bakış

Toplumumuzu bu denli etkileyen bir sorunun senenin sadece 1 haftasında hatırlanıp sonra unutulması elbette doğru değildir ancak özellikle okullarda çocukları engellilik ve engelliler hakkında bilinçlendirmek adına çok faydalı bir hafta olduğunu düşünüyorum. Çocukları engellilik ve özellikle engelliler hakkında doğru eğittiğimiz takdirde ileride bu soruna daha fazla çözüm bulunacağına inanıyorum.

Ülkemizde engelli olarak yaşamak gerçekten büyük bir sorun. Engelle yaşamak zaten bir sıkıntı teşkil ederken bir de bürokratik engeller bizleri yıldırıyor. Sanki engelli olduğumuz için cezalandırılıyoruz. Oysaki tek istediğimiz diğerlerinin haklarına sahip olmak. Engelimizden dolayı bunlara sahip olmakta sıkıntı çektiğimiz için bize bazı kolaylıklar sağlanması sosyal bir devletin vazifesidir. Sözde sahip olduğumuz hakların uygulanmasını istiyoruz.

Engelliliğin kutlanacak bir durum olduğunu düşünmediğim için kimsenin engelliler haftasını kutlamak istemiyorum. Bu durumla yaşamak için Allah’tan hepimize özellikle sabır ve bize konulan engellerle mücadele etmek için güç diliyorum…

Haberler kategorisinde yayınlandı. Etiketler: , . » yorum bırak;

Anneler Günü

Anneler gününde “canım anneciğim” diyemeyen tüm çocukların annelerinin anneler günü kutlu olsun.

Engelli Çocuklarımız da 23 Nisan Çocuk Bayramlarını Kutladılar

Bedenlerinde ve zihinlerinde her ne kadar engel de olsa her ne kadar zor şartlarda yaşamaya çalışsalar da onlar da çocuklar. Her çocuk gibi onlar da gülüp eğlenmek, oyun oynamak, okula gitmek ve bayramlarını kutlamak istiyorlar.   Onlara imkan verildiği zaman bir çok şeyi başardıklarını görüyoruz.

Sevgi Özel Eğitim Okulunun çocuklarımızla birlikte hazırladığı 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı gösterisini büyük bir keyifle izledik. Çocuklarımız bir şeyi başarmış olmanın hazını yaşarken biz ebeveynler de onları izlerken duygulu anlar yaşadık.  Bu gösteriyi hazırlamakta emeği geçen herkese tekrar teşekkür ediyoruz.

Kader böyle yazmış yazgımızı
Beraber paylaştık yalnızlığımızı
Umutla bekliyoruz yarınlarımızı
Bedenimiz de olsa da engelimiz
Biz de kutluyoruz bayramımızı…

İlaçlarımızı nerden alacağız?

Oğlumuzda olduğu gibi bir çok engellinin engelliliği dışında ciddi kronik hastalıkları bulunuyor. Sanırım bunların en başında epilepsi, kemik erimesi, beslenme sorunlarına bağlı hastalıklar… geliyor. Ayrıca engelli olmasa da kronik hastalıkları olan çok sayıda çocuk ve yetişkin var. İlk aklıma gelenler şeker hastaları, diyaliz hastaları, kanser hastaları (lösemili çocuklar)… Tüm bu hastaların düzenli ilaç kullanması gerekiyor. Genelde ilaç raporlarıyla temin edilen bu ilaçların bazıların fiyatları çok yüksek.

Sağlık Bakanlığı Eczanelerle olan anlaşmasını 15 ocak 2010 tarihinde geçerli olmak üzere fes etmişti. Bugün öğrendik ki henüz bir anlaşma sağlanamamış. Hem Eczaneyle hem de Sağlık İl Müdürlüğünle görüştüğümüzde bize şu bilgiyi verdiler: 16 ocaktan sonra ilaç almanız gerekiyorsa bunu kendiniz ödersiniz ve faturasını Sağlık İl Müdürlüğüne teslim edip ilaçların ücretini geri alırsınız. Bu ücretler ancak hemen ödenmiyor bir kaç ay sürebiliyor.

Biz şimdi şunu merak ediyoruz: bazı hastaların ilaçları çok pahalı. Bunları vatandaş nasıl temin edebilir? Bu konuyla ilgili sizin de yorumlarınızı bekliyoruz….

–> konuyla ilgili haberi oku…

Umudun Çocukları Engelliler Yardımlaşma, Dayanışma ve Bilinçlendirme Derneği

Engelli bir çocuk sahibi olduktan sonra aslında engelliler ve yaşadıkları hakkında ne kadar az bildiğimi fark ettim. Karşımıza çıkan bir sürü sorunla mücadele ettim. Ben bu mücadeleyi verecek kapasiteye sahibim. Ancak bazı engelliler ve aileleri maalesef haklarını bilmiyorlar veya önlerine çıkan sorunlarla mücadele edecek durumda değiller. Hem bu ailelere yardımcı olmak hem de birlikten güç doğar düşüncesiyle bir derneğe üye oldum ve yönetim kurulunda görev aldım.

Ancak zamanla fark ettim ki bu dernek bizim beklentilerimize yeterince cevap vermiyordu. Gerekli değişiklerin yapılması konusunda başkanı da ikna edemediğimiz için benim gibi düşünen birkaç arkadaşla birlikte bu dernekten ayrıldık. Eskişehir’de tüm engel gruplarına hitap edecek uygun dernek bulamadığımız için de kendi derneğimizi kurmaya karar verdik.

Derneğimiz engellilerimize ve ailelerine umut olsun dedik ve adını “Umudun Çocukları” koyduk.

Amaçlarımız:

• Engellilerimize manevi destek vermek

• Maddi ihtiyacı olanları hayırsever vatandaşlarla buluşturmak

• Engellileri ve ailelerini hakları konusunda aydınlatmak

• Yasal sorunları olanları ve haklarını savunamayanlara yol göstermek, ilgili kurum ve kuruluşlara yönlendirmek

• Toplumu engelliler hakkında bilinçlendirmek için çalışmalar yapmak

• Sorunların çözümü için projeler üretip hayata geçirmek amacıyla gerekli kişi, kurum ve kuruluşlarla iş birliği yapmak

Temennimiz güzel çalışmalara imza atmak ve engellilerin sorunlarını aşmaları için katkıda bulunmaktır. Yüreğinde ve düşüncelerinde “engel” olamayan herkesi bize destek vermeye bekliyoruz.

İlk Olağan Genel Kurul Toplantısına kadar Yönetim Kurulunda görev alacak üyeler:

Emine YILDIRIM (Kurucu Başkan)
Hüseyin DİYARBAKIRLI (2. Başkan)
Hafize ŞEKER (Sekreter)

Özlem (YILDIRIM) ŞEKER (Sayman)

Büşra KILIÇ (Denetleyici)

Sevim İÇÖZ (Üye)

Düriye AYVAZ (Üye)
Abdullah KANDEMİR (Üye)

Sloganımız:

Göremediğin karanlık dünyana,
İşitemediğin sessiz hayatına,

Gidemediğin yollara,

Çizemediğin resimlere,

Aklının almadığı olaylara,

Savunamadığın haklarına,

Bekle ÇOCUK;
Biz sana geldik UMUT OLMAYA….

12 Aralık resmi açılış

Yoksullarla Dayanışma Haftası

12-18 Aralık 2009 tarihleri arasındaki hafta Yoksullarla Dayanışma Haftasıdır. Ülkemizde yardımlaşmayı teşvik etmek, yoksulluğu yok etmek için yollar aramak ve yoksul insanları durumlarından kurtarıp üretken hale gelmelerini sağlamak için çözümler geliştirmek amacıyla T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı Yoksullara Yardım ve Eğitim Vakfı (YOYAV) koordinatörlüğünde bu hafta içinde değişik etkinlikler düzenlenir.

Türk ve İslam kültüründe yardımlaşma her zaman teşvik edilmiştir. Bizler kültürümüzü yaşatabilsek ve en önemlisi dinimizin gereğini tam olarak yerine getirmiş olsak hiç bir hasta, yaşlı ve kimsesiz mağdur durumda kalmaz. Maalesef günümüz kalabalık şehir hayatında ve hayat koşuşturmacasında çok kişi yan komşusunun bile yardıma ihtiyacı olduğunu fark edemeyebiliyor. Bir süre önce açlıktan evinde ölen gazimizin haberini belki okuyanınız olmuştur. Bu haber beni çok üzmüştü.

Yoksul değilken yoksul duruma düşen insanlar çok görüyoruz ya da duyuyoruz. Gençliğinde sosyal güvencesi olmadan çalıştığı için yaşlanınca ve çalışamayacak duruma gelince yoksullaşan insanlar ve ya geçirdiği bir kaza sonucu çalışma gücünü kaybettiği için yoksullaşan insanlara rastlayabiliyoruz. Ayrıca kendisi engelli olduğu için çalışamayanlar ve ya bakmakla yükümlü olduğu engelli çocuğu ya da büyükleri yüzünden çalışamayan insanlar da yoksulluğun pençesine düşebiliyorlar. Bu insanların engelliliği veya hastalığı yüzünden artan sağlık giderleri de onları zor durumda bırakıyor.

Bir çok kurum, kuruluş, hayırsever vatandaşlar ve belediyeler artık ihtiyaç sahiplerine gerek maddi, gerekse yiyecek, giyecek, eşya ve eğitim için yardımda bulunuyorlar. Yardıma ihtiyacı olan kişiler doğru yerlere müracaat ettikleri taktirde kimsenin sokakta dilenmesine gerek kalmadığını düşünüyorum. Sokakta dilenen kişilerin ne denli yardıma ihtiyacı olduğu şüpheli. Bana kalırsa yapacağımız yardımları şahsen kendimizin veya çevremizdeki insanların tanıdığı yardıma muhtaç kişilere yapmamız gerekiyor.

Yoksulluğu sadece ekonomik yönden düşünülmesi yanlış olduğu gibi her insanın zenginliği de farklıdır. Maddi zenginliği olan parasal yardım yapabilir. Genç olanlar yaşlılara işlerinde yardımcı olabilirler. Eğitimli insanlar bilgiden yoksun olanlara bilgileriyle yardım edebilirler. Boş zamanı çok olanlar da hayır kurumlarında gönüllü çalışarak yardımda bulunabilirler…..

İslamiyet yoksulları çok gözetmiş ve bazı uygulamalar getirmiştir.  Zekat ve fitre, sadaka ve kesilen kurban etlerinin ihtiyaç sahiblerine dağıtılması maddi durumu iyi olan tüm müslümanlara emredilmiştir.

Yardımlaşmayla ilgili birkaç hadis:

Resulullah (sav) buyurdular ki: “Müslüman müslümanın kardeşidir. Ona zulmetmez, onu tehlikede yalnız bırakmaz. Kim, kardeşinin ihtiyacını görürse Allah da onun ihtiyacını görür. Kim bir müslümanı bir sıkıntıdan kurtarırsa, Allah da o sebeple onu Kıyamet gününün sıkıntısından kurtarır. Kim bir müslümanı örterse, Allah da onu kıyamet günü örter.”

Resulullah (sav) buyurdular ki: “Kardeşine zalim de olsa mazlum da olsa yardım et” “Mazlumsa yardım ederim, zalim nasıl yardım ederim?” diye sorulmuştu. “Onu zulümden alıkoyarsın, bu da ona yardımdır” buyurdu.

Resulullah (sav) buyurdular: “Bir genç, ihtiyar bir kimseye yaşı sebebiyle ikramda bulunursa, Allah yaşlılığında ona ikram edecek kimseleri mutlaka takdir eder.”

ALLAH HİÇ BİRİMİZİ MUHTAÇ DURUMA DÜŞÜRMESİN İNŞALLAH….

2-18 Aralık 2009 tarihleri arasındaki hafta Yoksullarla Dayanışma Haftasıdır. Ülkemizde yardımlaşmayı teşfif etmek, yoksulluğu yok etmek için yollar aramak ve yoksul insanları durumlarından kurtarıp üretken hale gelmelerini sağlamak için çözümler geliştirmek amacıyla T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı Yoksullara Yardım ve Eğitim Vakfı (YOYAV) koordinatörlüğünde bu hafta içinde değişik etkinlikler düzenlenir.


Türk ve İslam kültüründe yardımlaşma her zaman teşvik edilmiştir. Bizler kültürümüzü yaşatabilsek ve en önemlisi dinimizin gereğini tam olarak yerine getirmiş olsak hiç bir hasta, yaşlı ve kimsesiz mağdur durumda kalmaz. Maalesef günümüz kalabalık şehir hayatında ve hayat koşuşturmacasında çok kişi yan komşusunun bile yardıma ihtiyacı olduğunu fark edemeyebiliyor. Bir süre önce açlıktan evinde ölen gazimizin haberini belki okuyanınız olmuştur. Bu haber beni çok üzmüştü.


Yoksul değilken yoksul duruma düşen insanlar çok görüyoruz ya da duyuyoruz. Gençliğinde sosyal güvencesi olmadan çalıştığı için yaşlanınca ve çalışamayacak duruma gelince yoksullaşan insanlar ve ya geçirdiği bir kaza sonucu çalışma gücünü kaybettiği için yoksullaşan insanlara rastlayabiliyoruz. Ayrıca kendisi engelli olduğu için çalışamayanlar ve ya bakmakla yükümlü olduğu engelli çocuğu ya da büyükleri yüzünden çalışamayan insanlar da yoksulluğun pençesine düşebiliyorlar. Bu insanların engelliliği ve ya hastalığı yüzünden artan sağlık giderleri de onları zor durumda bırakıyor.


Bir çok kurum, kuruluş, hayırsever vatandaşlar ve belediyeler artık ihtiyaç sahiplerine gerek maddi, gerek se yiyecek, giyecek, eşya ve eğitim için yardımda bulunuyorlar. Yardıma ihtiyacı olan kişiler doğru yerlere müracaat ettikleri taktirde kimsenin sokakta dilenmesine gerek kalmadığını düşünüyorum. Sokakta dilenen kişilerin ne denli yardıma ihtiyacı olduğu şüpheli. Bana kalırsa yapacağımız yardımları şahsen kendimizin veya çevremizdeki insanların tanıdığı yardıma muhtaç kişilere yapmamız gerekiyor.


Yoksulluğun sadece ekonomik yönden düşünülmesi yanlış olduğu gibi her insanın zenginliği de farklıdır. Maddi zenginliği olan parasal yardım yapabilir. Genç olanlar yaşlılara işlerinde yardımcı olabilirler. Eğitimli insanlar bilgiden yoksun olanlara bilgileriyle yardım edebilirler. Boş zamanı çok olanlarda hayır kurumlarında gönüllü çalışarak yardımda bulunabilirler…..


Yardımlaşmayla ilgili birkaç hadis:


Resulullah (sav) buyurdular ki: “Müslüman müslümanın kardeşidir. Ona zulmetmez, onu tehlikede yalnız bırakmaz. Kim, kardeşinin ihtiyacını görürse Allah da onun ihtiyacını görür. Kim bir müslümanı bir sıkıntıdan kurtarırsa, Allah da o sebeple onu Kıyamet gününün sıkıntısından kurtarır. Kim bir müslümanı örterse, Allah da onu kıyamet günü örter.”


Resulullah (sav) buyurdular ki: “Kardeşine zalim de olsa mazlum da olsa yardım et” “Mazlumsa yardım ederim, zalim nasıl yardım ederim?” diye sorulmuştu. “Onu zulümden alıkoyarsın, bu da ona yardımdır” buyurdu.

Resulullah (sav) buyurdular: “Bir genç, ihtiyar bir kimseye yaşı sebebiyle ikramda bulunursa, Allah yaşlılığında ona ikram edecek kimseleri mutlaka takdir eder.”


ALLAH HİÇ BİRİMİZİ MUHTAÇ DURUMA DÜŞÜRMESİN İNŞALLAH….

10 Aralık Dünya İnsan Hakları Günü

İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi Birleşmiş Milletler Genel Kurulunca 50 yıl önce 10 Aralık 1948 günü ve bundan sadece 4 ay sonra da Türkiye’de Bakanlar Kurulu’nun 6 Nisan 1949 tarihli toplantısında kabul edilmiştir.

İnsan Hakları Evrensel Bildirgesi 30 maddeden oluşur. Bu bildirge beraberinde kadın hakları, çocuk hakları, engelli hakları ve hasta haklarını da getirmiştir. İnsan hakları beyan edilmekle beraber çok kez ihlal edilmektedir. Her birey kendi haklarını savunabilmesi için bu hakları bilmelidir.

İnsan Hakları Evrensel Bildirgesi:

Madde 1: Bütün insanlar özgür; onur ve hakları yönünden eşit doğarlar. Akıl ve vicdana sahiptirler ve birbirlerine karşı kardeşçe davranmalıdırlar.

Madde 2: Herkes, ırk, renk, cins, dil, din, siyasal ya da her hangi bir başka inanç, ulusal ya da toplumsal köken, varlıklılık, doğuş ya da herhangi bir başka ayrım gözetilmeksizin bu Bildirge’de açıklanan bütün haklardan ve bütün özgürlüklerden yararlanabilir.

Bundan başka, ister bağımsız ülke uyruğu olsun, isterse bağımlı, özerk olmayan ya da başka bir egemenlik kısıtlamasına bağlı ülke uyruğu olsun, bir kişi hakkında, uyruğu bulunduğu devlet ya da ülkenin siyasal, adli ya da uluslararası durumu bakımından hiçbir ayrım gözetilmeyecektir.

Madde 3: Yaşamak, özgürlük ve kişi güvenliği herkesin hakkıdır.

Madde 4: Hiç kimse köle ya da kul olarak kullanılamaz; kölelik ve köle alım satımı her türlü biçimiyle yasaktır.

Madde 5: Hiç kimse işkenceye ya da acımasız, insanlık dışı ya da onur kırıcı ceza ya da muameleye uğratılamaz.

Madde 6: Herkes, nerede olursa olsun, kişiliğinin tanınması hakkına sahiptir.

Madde 7: Yasa önünde herkes eşittir ve herkes ayrım gözetilmeksizin yasanın koruyuculuğundan eşit olarak yararlanma hakkını taşır. Herkesin, bu Bildirge’ye aykırı her türlü ayrıma ve bu tür ayrım gözetici işlemler için yapılacak her türlü kışkırtmaya karşı eşit korunma hakkı vardır.

Madde 8: Her kişinin, kendisine Anayasa ya da yasa ile tanınan temel haklara aykırı işlemlere karşı ilgili ulusal mahkemelerin etkin koruyucu önlemlerinden yararlanma hakkı vardır.

Madde 9: Hiç kimse, keyfi olarak tutuklanamaz, alıkonulamaz, sürülemez.

Madde 10: Herkes, haklarının ve ödevlerinin ya da kendisine yöneltilen ve ceza niteliği taşıyan herhangi bir suçlamanın saptanmasında, davanın bağımsız ve tarafsız bir mahkemece, tam bir eşitlikle, adil ve açık olarak görülmesi hakkına sahiptir.

Madde 11: (1) Bir suç işlemekten sanık herkes, savunması için kendisine gerekli bütün güvencenin sağlanmış bulunduğu açık bir yargılama ile yasaca suçlu olduğu saptanmadıkça, suçsuz sayılır.
(2) Hiç kimse, gerçekleştiği sırada ulusal ya da uluslararası hukuka göre suç oluşturmayan eylem ya da ihmalden dolayı mahkum edilemez. Yine hiç kimseye, suçun işlendiği sırada uygulanan cezadan daha ağır bir ceza verilemez.

Madde 12: Hiç kimse, özel yaşamı, ailesi, konutu ya da yazışması konularında keyfi müdahaleye, onuruna ve adına karşı saldırıya uğrayamaz. Herkesin, bu müdahale ve saldırılara karşı yasa ile korunmaya hakkı vardır.

Madde 13: (1) Herkes, herhangi bir devletin sınırları içinde özgürce dolaşma ve oturma hakkına sahiptir.
(2) Herkes, kendi ülkesi dahil herhangi bir ülkeden ayrılma ya da kendi ülkesine yeniden dönme hakkına sahiptir.

Madde 14: (1) Herkesin, zulüm karşısında, başka ülkelere sığınma hakkı vardır.
(2) Bu hak, adi bir suçla ya da Birleşmiş Milletler ilke ve amaçlarına aykırı eylemlerle ilgili kovuşturmalar halinde, ileri sürülemez.

Madde 15: (1) Herkesin bir yurttaşlığa hakkı vardır.
(2) Hiç kimse, yurttaşlığından ya da yurttaşlığını değiştirme hakkından keyfi bir biçimde yoksun bırakılamaz.

Madde 16: (1) Evlenme çağına gelen her erkek ve kadın, ırk, uyruk ya da din bakımından hiçbir sınırlamaya bağlı olmaksızın evlenme ve aile kurma hakkına sahiptir. Söz konusu kişiler, evlenme konusunda, evlilik süresince ve evliliğin sona ermesinde eşit haklara sahiptirler.
(2) Evlenme ancak, evleneceklerin özgür ve tam rızası ile gerçekleştirilebilir.
(3) Aile toplumun doğal ve temel öğesidir ve toplum ve devletçe korunur.

Madde 17: (1) Herkesin, tek başına ya da başkalarıyla birlikte mal ve mülk edinme hakkı vardır.
(2) Hiç kimse keyfi olarak mal ve mülkünden yoksun bırakılamaz.

Madde 18: Herkesin düşünce, vicdan ve din özgürlüğüne hakkı vardır; bu hak din ya da inanç değiştirme; dinini ya da inancını tek başına ya da topluca, açık ya da özel olarak öğretim, uygulama, tapınma ve anma bağlamında açığa vurma özgürlüğünü içerir.

Madde 19: Herkesin düşün ve anlatım özgürlüğüne hakkı vardır; bu özgürlük düşüncelerinden dolayı rahatsız edilmemek, ülke sınırları söz konusu olmaksızın bilgi ve düşünceleri her araçta arama, elde etme ve yayma hakkını içerir.

Madde 20: (1) Herkesin barışcıl biçimde toplanma ve dernek kurma özgürlüğü vardır.
(2) Hiç kimse bir derneğe girmeğe zorlanamaz.

Madde 21: (1) Herkesin, doğrudan ya da özgürce seçilmiş kişiler aracılığıyla ülkesinin kamu yönetimine katılma hakkı vardır.
(2) Herkes ülkesinin kamu hizmetlerinden eşit olarak yararlanma hakkına sahiptir.
(3) Halkın iradesi, hükümet erkinin temelidir; bu irade, gizli ya da buna denk bir yöntemle yapılacak ve genel ve eşit oy verme yoluyla gerçekleşecek olan dönemsel ve dürüst seçimle belirir.

Madde 22: Her kişinin, toplumun bir üyesi olarak, sosyal güvenliğe; onuru için ve kişiliğinin özgürce gelişmesi için zorunlu olan ekonomik, toplumsal ve kültürel hakların, ulusal çaba ve uluslararası işbirliği yoluyla ve her devletin örgütleriyle ve kaynaklarıyla orantılı olarak gerçekleştirilmesine hakkı vardır.

Madde 23: (1) Herkesin çalışmaya, işini özgürce seçmeye, adil ve elverişli çalışma koşullarına ve işsizlikten korunmaya hakkı vardır.
(2) Herkesin hiçbir ayrım gözetilmeksizin, eşit çalışma karşılığı eşit ücrete hakkı vardır.
(3) Çalışan herkesin, kendisine ve ailesine insanlık onuruna uygun bir yasayış sağlayan, gerekirse her türlü sosyal güvenlik araçlarıyla da desteklenen bir ücrete hakkı vardır.
(4) Herkesin, çıkarlarının korunması için başkaları ile birlikte sendika kurmaya ve kurulu bir sendikaya katılmaya hakkı vardır.

Madde 24: Herkesin, çalışma saatlerinin makul ölçüde sınırlandırılması ve belirli aralıklarla ücretli izin dahil olmak üzere, dinlenme ve boş zamanlarını değerlendirme hakkı vardır.

Madde 25: (1) Herkesin gerek kendisi, gerek ailesi için yiyecek, giyecek, konut, sağlıksal bakım, gerekli toplumsal hizmetler de içinde olmak üzere sağlığına ve esenliğine uygun bir yaşam düzeyine; işsizlik, hastalık, sakatlık, dulluk, yaşlılıkta ya da geçim olanaklarından kendi iradesi dışında yoksul kaldığı başka durumlarda, güvenliğe hakkı vardır.
(2) Analık ve çocukluk özel bakım ve yardım hakkı doğurur. Bütün çocuklar, ister evlilik içinde, ister evlilik dışında doğsunlar, eşit sosyal güvenlikten yararlanırlar.

Madde 26: (1) Herkesin eğitim hakkı vardır. Eğitim hiç olmazsa ilk ve temel eğitim evrelerinde parasız olmalıdır. İlk eğitim zorunludur. Teknik ve mesleki eğitimden herkes yararlanabilmeli ve yüksek öğretim, başarıya göre, herkese tam bir eşitlikle açık olmalıdır.
(2) Eğitim, insan kişiliğinin tam gelişmesini, insan haklarıyla temel özgürlüklere saygının güçlenmesini amaç olarak almalıdır. Eğitim bütün uluslar, ırklar ve dini topluluklar arasında anlayış, hoşgörü ve dostluğu güçlendirmeli ve Birleşmiş Milletler’in barışın sürdürülmesi yolundaki çalışmalarını geliştirmelidir.
(3) Ana baba, çocuklarına verilecek eğitim türü için öncelikli seçme hakkına sahiptir.

Madde 27: (1) Herkes, toplumun kültürel etkinliklerine özgürce katılma, güzel sanatları tatma, bilim alanındaki ilerlemelerden ve bunların nimetlerinden yararlanma hakkına sahiptir.
(2) Herkesin, sahibi bulunduğu her türlü bilim, yazın ya da sanat yapıtlarından kaynaklanan ahlaki ve maddi çıkarlarının korunmasına hakkı vardır.

Madde 28: Herkesin, bu Bildirge’de yer alan hak ve özgürlüklerin tam olarak uygulanmasını sağlayacak bir toplumsal ve uluslararası düzene hakkı vardır.

Madde 29: (1) Herkesin, kişiliğinin özgürce ve tam gelişmesine olanak sağlayan topluluğa karşı ödevleri vardır.
(2) Herkes, haklarını kullanmak ya da özgürlüklerinden yararlanmak konusunda, salt başkalarının hak ve özgürlüklerinin tanınmasını ve bunlara saygı gösterilmesini sağlamak amacıyla ve demokratik bir toplumda törenin, düzenin ve genel esenliğin haklı gereklerini karşılamak için yasa ile saptanmış olan sınırlamalara bağlıdır.
(3) Bu hak ve özgürlükler, hiçbir biçimde, Birleşmiş Milletler’in amaç ve ilkelerine aykırı olarak kullanılamaz.

Madde 30: Bu Bildirge’nin hiçbir unsuru, içinde açıklanan hak ve özgürlüklerin bir devlet, topluluk ya da bireyce ortadan kaldırılmasını amaçlayan bir etkinlik ya da girişime hak verir biçimde yorumlanamaz.

Haberler kategorisinde yayınlandı. Etiketler: , . » yorum bırak;

Kanal 26′da engelliler hakkında konuştuk

3 Aralık Dünya Engelliler Günü sebebiyle Eskişehir’de Kanal 26′da yayınlanan Günlük programına arkadaşım Emine Yıldırım ve çocuklarımızla birlikte konuk olduk. Engellilerin ve ailelerin sorunları ve toplumdan beklentileri hakkında kısa bir söyleşi yaptık. Yeni kurduğumuz derneğin duyurusunu yapma fırsatı bulduk.

Engelli Gençlerin Karşılaştıkları Dini Sorunlar

osgu

KONFERANS

ENGELLİ GENÇLERİN KARŞILAŞTIKLARI DİNİ SORUNLAR VE ÇÖZÜM ÖNERİLERİ

Düzenleyen: İlahiyat Fakültesi Dekanlığı
Tarih: 8 Ocak 2010
Saat: 10.00
Yer: İlahiyat Fakültesi Konferans Salonu

Açıklama: Akademik Etkinlikler Kapsamındadır. Yrd. Doç. Dr. M. Naci Kula (ESOGÜ İlahiyat Fakültesi Öğretim Üyesi) katılımıyla gerçekleşecek.

Follow

Get every new post delivered to your Inbox.